
Duygular satılık.
Herkes alıcı, bir o kadar satıcı.
Sosyal medya bir etiketler curcunası.
Şuna veya buna sahip olmayan, benimle konuşmasın mealinde etiketlerin döndüğü bir yer.
Sessiz ama vahşi bir pazar yeri.
Patronuna mı kızdın, lüks bir restoranda rahatlama celseleri, geceleri yoga tumturakları vs.
Sözlü iletişimin olmadığı yerde görselin satışı başlar.
Nesnenin kendisine yönelme diye bir şey kalmadı.
Nesnenin anlattığı simgeselliğe yönelme bir anlam kazandı.
Duygular vitrinde, en iyi pozu vererek satılıyor.
Kendi karmaşasından kaçan insan, doğanın saf eylemini bile kendi vitrinine meze yapıyor.
İşte tan bu noktada, gariban bir penguen yönünü değiştirdi, belki bir içgüdüyle, belki bir zorunlulukla… Ama bu görsel çağı, ona hemen bir “anlam” yükledi. Ona yüklenen o destansı anlam, aslında insanların şahsi ihtiraslarını ve bastırdıkları üzüntülerini karşıda görme arzusundan, kendilerini bir penguen üzerinden aklama çabasından öte bir şey değildi.

Bir Cevap Yazın