
Dur!
Duygular ve duyularımız mı değişti?
Evet,
her ne varsa değişime uğradı.
Etik-ahlak artık merdiven altı üretim gibi kaldı.
Kimesne var ise olmayan firavunvari bir hayata teşne
Firavun sadece kendi etiğine sahiptir.
Onun kural ve kanunları yürürlüktedir.
Sanal alemde firavunlaşan ama kofti hayatların izinde yaşanmamış olana özlem duymak kendi kurallarını bize dayatan firavunların kurallarına uymaktır.
Sermayeci düzen iflas ederken Batı’nın da Batısı olan mıntıkanın seçkin ve paralı zümrelerinin sabi sübyana ettikleri bunun artık berhava olduğunun işaretidir.
Zira parası olana hiçbir şey olmazken,
çocuğa tasallut etmek artık masumiyete tasallut etmek demekti.
Kültürel özgürleşme ve 1970’lerden beri devam eden finansal şişmeler,
azgınlaşmış sermaye ve basılan yeşil banknotlar ulusal ve sivil ayrımına kadar getirdi.
Kültürelleşme denilen kavramın altındansa çıkan toplulukçu reflekslerden başkası değildi.
Tüketim saplantısı, tüketimin arzunu bastırmak değil onu derinleştirmek ve doyumsuzlaştırmaktır.
Saplantılı bir ruh halidir.
Her saplantı fark edilse bile daha derin saplantı ve saplantıyla beraber arınmaya yani o suç veya günahta daha derinleşmeye götürür.
Batı’nın da batısında olan o ada da yapılanlar yeni değil bir sürecin devamıydı.
Bosna’da insan avına çıkanlarla Uzak Doğu’da seks turizmi adı altında her türlü insana tasallut edenler bunu bir adaya hapsederek yaptılar.
Sanal alem, öyle bir hal aldı ki olmayan özlemleri bile sattı.
Bir insan hiç görmediği Güneydoğu Asya ülkelerine özlem duyuyorsa veya Dubai nam tuhaf beldeye ulaşmayı kâr biliyorsa yersiz yurtsuz yaşayan insancıklarla beraber nefes alıyoruz demektir.

Bir Cevap Yazın